Kiva Han Coffee  

Geri git   Kiva Han Coffee > Kahve Hazırlama Türleri
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Kahve Hazırlama Türleri Filtre Kahve, French Press, Türk Kahvesi, Percolator, Syphon, Moka...

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15-08-2008, 04:32 PM
Ghaldszar Ghaldszar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Aşığı
 
Üyelik tarihi: 16-04-2008
Nerden: Izmir
Mesajlar: 134
Standart Türk Kahvesi Çeşitleri

İzmiri bilenler ya da izmirli olanlar bilir
Kemeraltı çarşısı eskiden izmirin herşeyiydi
Şimdi gelişen izmirle beraber kemeraltı yokoluyor ama bir çok şeyi geleneksel metaodla kemeraltında bulmak mümkün. Dövme bakır gereçler, dibek kahvesi, badem şekeri, akide şekeri ve bu tür şekerlemeler, lokum oymalı işlemeli tavlalar, boncuklar, esanslar, sünnet kıyafetleri vs.
Bu tarz geleneksel eski metodlarla yapılmış çocuklugunuza ait şeyleri bulabiliyorsunuz kemeraltında.

Ben de cumartesi atladım motora gittim kemeraltına
çoook uzun süredir gitmiyordum çok iyi bilirdim eskiden nerde neler var çok gitmişliğim gezmişligim vardır 2 adres gibiydi ama artık gerek duymuyorum bir de sevmiyorum o kalabalığı. Tabii esnafın burnundan kıl aldırmaz tok tavrı da bunda etkendir.

-Amca bu ne kadar
-50 lira
-Bakabilir miyim?
-Alcaksan indireyim

Bu anları çok yaşadık hatta çok fırça da yedik satıcılardan.
Eh serbest piyasa çok şey götürdü çok şey getirdi. Bazen bu tavırlarına karşı kaçırdıkları müşteriler ile artık top atma dönemine girmelerine de seviniyorum ama bir çok el sanatı da beraberinde gidiyor ona da üzülüyorum. Hele eskiden yediğimiz horoz şekerler, akde şekerleri lokumlar, elma şekeri olan şekercileri makyajlayıp abidik gubidik şekerlerle çok şeker yapmaları hep de acayip geldi ama serbest piyasa rekabet vs.

Neyse atladım motora gittim kemeraltına
Hisar camisinin o tarafa
Öncelikle kızlar ağası hanından başlayalım.
Çok güzel bir yer. Açıkken girilmeli görülmeli. Süper şeyler var. Nargileler, yüzükler daha dünya şey dolaşılmalı muhakkak. İçeride kahve yapan bir yer var çok çok meşhur. Giden öve öve bitiremiyor kahvesini. Özellikle boş olan günlerde orda kahve içmesi çok keyifli ama kahvesi maalesef bir çay ocağının yaptığı kahveden ileri gidemiyor maalesef. Bir kaç kez gittim boken de doluyken de ama bir türlü anlayamadım neyini beğendiklerini.
Neyse biraz gezdikten hanı devam ettim esasnlar gördüm onları inceledim sabit aralıklı gelen siddetli sesi takip edince bir kahveci buldum, dibek kahvesi yazıyordu ve içerde bir makina sürekli otomatik olarak kahveyi dövüyordu.
Cahillik işte ilk defa gördüm, yıllar öncesinde de düşünmüştüm aslında kahveyi kendi döven bir şey yapamaz mıyız diye ama birileri düşünüp yapmış. Bu biraz büyük ve çok ses çıkaran bir şeydi tabiği ben daha küçük eve uygun bir şeyler düşünmüştüm. Bilmiyorum ama artık herkes bunlardan kullanıyormuş -üreten birleri var herhalde- ve kemeraltında geleneksel bazı şeyler de modernizasyona uğramış demek
diye düşünerek kahve olayına iyice kaptırmış olarak kahvecileri gezmeye başladım ve hemen hisar camisinin yanında gördüğüm dükkanda çikolatalı, sakızlı türk kahvelerini gördüm.

Sakızlı türk kahvesini bir kaç sene önce duydum llk olarak. İçmiş olan herkes çok güzel diye nitelendiriyordu. Duydugumda çok hoşuma gitmişti çünkü çok yakıştırmıştım sakızı türk kahvesine, aklımda
Bir müşterime uğradığımda var diyince içtim ilk olarak.
O günden bu gune farklı yerlerde farklı markalardan 5-6 çeşit sakızlı kahve içtim. Sonuç kötü. Hele hele dün akşam içtiğim ...........

Tarif ettiğim yerden değil biraz ilerisinde Kahvecioğlu diye bir yerden aldım. Her kahvecide bir şeyler bakarken büyük bir dükkanda dışarıya konulmuş kahve makinasında yeni kavrulmuşş kahve soğutulurken içerden çıkan koku süperdi ve içeri girip yine sakızlı kahve denemeye karar verdim ve biraz aldım. Çikolatalı da alacaktım ama son anda vaz geçtim. Bir de kavurma çalışmalarım için bir kilo da yeşil çekirdek aldım -ki fotografını koyucam akşama biraz ilginç göründü kahve bana, çekirdekleri daha önce başka yerden aldıklarımdan daha farklı göründü-
Ordan aldığım sakızlı kahvede de aynı sonucu aldım. Çok hafif güzel bir sakız kokusu, bildigimiz dandik brezilya kahvesinden yapılmış kahve kokusu -bu genelde standart turk kahvesi kokusu olarak bilinir- ama tat alakasız. Gerçekten çok hafif bir sakız tadı gelirken ağıza sanki kahvedeki tadı alıp götürüyor bu sakız tadı. Acayip tatsız hani kokuyu kaldırsan kahve olduğunun bile anlaşılamayacağı biraz kaynatılmış kahve esintisi olan ama bitterimsi tadtan arınmış bir kahve tadı sanki. Tabii bu iyisinin tadı. İçtiklerimizn en iyisiydi bu.
Daha önce denediklerimde kahve tadı gelen ve sakız tadı sğlam gelip de dişlerimin yapış yapış olduğu bütün gün dişlerimden sakız ayıkladığım türünü de bilirim.
Annem gaza gelipde dün kemeraltından -Gönen- çikolatalı ve sakızlı kahve alıp gelince eve şöyle bir bardak çikolatalı kahve yapmış kendine. Yorumu
-Hayatımda bu kadar iğrenç bir şey içmedim.
direk çöpe atmış.
O kadar kötüledi ki karar verdim gidip ben de alıcam ve satıcıya da şöyle diyeceğim
-Çikolatalı kahveniz için o kadar kötü dediler ki merak ettim
gerçekten acayip merak ettim. Belki annem begenmemiştir, ağız tadına uymamıştır diye düşünürken sakızlı kahvesini aldığını öğrenince tamam dedim sakızlı deniyelim.

Sonuç
3 razzie verdiğim kahve:
Hayatımda içtiğim En kötü kahve
Hayatımda içtiğim En kötü Türk kahvesi
Hayatımda içtiğim En kötü sakızlı türk kahvesi

Annemin ne demek istediğini anladım.
Bir kere kahvede tatlandırıcı atılmış gibi bir tad var
Buram buram sakız kokuyor, gayet hoş ama tadı kahve tadından uzak, hafif sakız tatlı yoğun tatlandırıcı tatlı acayip bir içecek. İşin kötü yanı nette bu kahvenin meşhur olduğunu, tavsiyeler edildiğini hatta izmire has bile dendiğini duydum, okudum. İzmirin böyle bir kahve ile anılmasını istemiyorum.
Nedir bu türk kahvesinin çektiği dedim bir anda.
Sakız gibi bir şeyin kafada çok yakışacağını hayal ediyorum
Hala
ama nasıl olmadığını olamadığını da anlayamıyorum.
Hele hele çikolatalı türk kahvesi

Annem kötü diyor ama anlatıyor
küçükken gerçek kakao vardı annem onunla kavurur kahve yapardı
diye. Onu aramış tad olarak ama nafile.

Kayısılı bile kahve var şimdi daha bir çok türü ile beraber.

Siz ne düşünüyorsunuz bu farklı türk kahveleri için peki?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 15-08-2008, 04:56 PM
Ghaldszar Ghaldszar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Aşığı
 
Üyelik tarihi: 16-04-2008
Nerden: Izmir
Mesajlar: 134
Standart

Aslında bu kadar yazdığımı farketmedim bir baktım destan
kaptırmışım kendimi
neyse taze bir anımı daha konuyla direk olmasa da yakın bağlantısından dolayı anlatmadan geçemiyeceğim.

Geziniyordum internette home-baristada bir yazıya denk geldim okuyorum, acayip tanıdık geliyor, dedm
kahvedelisi gibi anlatmış bir baktım kahvedelisinin yazısıymış.
İzin almadan buraya kopyalıyorum çok beğendim yazıyı çünkü:
-----------------------------------------------------------------
by kahvedelisi on Wed Feb 06, 2008 9:08 pm

there's not a specific roast level for Turkish coffee and I believe there shouldn't be. But here in Turkiye roasters generally prefer 2 types of roast.

a) as soon as first crack starts you stop roasting (and most people claim that's genuine Turkish Coffee)
b) you keep roasting even after second crack ends which is dark french roast (and they call it double roasted)

If we are to talk about "real traditional" then we have to go back to 15th-16th century. At those times coffee from Yemen roasted with long armed small sized iron plates, instantly roasted (dark), ground and brewed per serving. Roasting degree was an excuse for Sheikhulislam, cos this beverage was causing more problems than they predicted. Coffee was the reason people gathered in coffee houses, drinking, chatting about things "they shouldn't" including political and rebellious discussions against sultan etc. So Sheikhulislam (with the permission of Sultan) made a statement saying "any kind of food, roasted to degree of coal is prohibited by islam" by this statement the next day all coffee sacks from Yemen poured into bosphorus, which resulted in 22 years of coffee banishment But eventually people found an excuse for Sheikhulislam's statement, they started roasting lighter

If we are to talk about last 100-150 years of Turkish Coffee and if we should take that era as our basis then we have to refer to Kuru Kahveci Mehmet Efendi, who turned coffee selling into a huge business. KKME absolutely changed almost everything about turkish coffee, including roasting style and grinding by selling pre-roasted and pre-ground. Till that time people used to roast and grind on their own, mainly mortar&pestle and centrifugal mills used accompanied with fine sieve for sifting coarser grinds which not suitable for turkish coffee (greek coffee story related to that fact actually)... then came wooden mills followed by brass hand mills. Through the end of the first World War and after some 50 more years many other things changed "again". KKME did some clever moves and used the embargo and political issues to their benefit, also coffee from yemen cost too much, they started importing coffee from Brasil and soon became a monopoly. Result? Now in Turkiye we are drinking genuine GARBAGE from Brasil (Rio Minas Grade 4 to be more precise).

The only difference between greek and Turkish, coffee used for Turkish coffee is a little coarser (just a little). So.. do as you wish.. Turkish or Greek or Bosnian or Arabian Coffee.. they are all just "brewing styles" nothing more, you can use whatever roast degree you want, all beans from all origins, even blends, be creative. There's no tradition fradition mradition into it. If we were to go back to roots then we would be measuring by hand and eye, roasting to charcoal degree, using small plates for roasting, grind between 2 stones, brewing over hot embers and consuming at that instant, no drums or poppers, no degassing, no electric, no gas stove etc. Rituals change. Even today with needs changing and demands increasing from coffee consumers, electric and electronic Turkish coffee brewers are on market, god knows what will happen in 10 years time or 20 or 30. Traditional my (_._) IMHO nothing more than a marketing word.
-----------------------------------------------------------------



Ardından yeni Asır gazetesinde çıkmış başka bir yazı denk geldi
Onu da üstüne okumak gerek.
-----------------------------------------------------------------
PİŞİRİLMESİNDEN SUNUMUNA KADAR BİR RENK, BİR AHENK
Kara incinin büyüsü: KAHVE
İçilen bir fincan kahve, sohbetlerden alınan keyfi daha da artırır

Pişirilmesinden sunumuna kadar bir renk, bir ahenktir Türk kahvesi. Bu nedenle haklı bir saygınlığı ve ağırlığı vardır dost meclislerinde. "Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister kahve bahane" dense de, içilen bir fincan kahvenin, sohbetlerden alınan keyfi arttırdığı da bir gerçek.

Dündün bugüne
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1554 yılında Suriyeli Hakem ve Şems adlı iki kişi Arabistan yarımadasından getirirler kahveyi. İstanbul'da, şimdiki Tahtakale semtinde açtıkları bir dükkanda satmaya başlarlar. Birkaç yıl içinde kahve ocakları ve kahve dükkanları ile dolar İstanbul. İlk kahvehaneler, toplumda tanınmış kişilerin buluşma ve sohbet mekanları olur. Müdavimleri, bu ayrıcalıklı lezzete isim bulmakta gecikmezler ve "Kara İnci" adını takarlar.

Bizim kültürümüz
Kaynaklara göre ilk dönemlerde kahve şekersiz pişirilirdi. Bunun yerine kahve öncesinde veya sonrasında tatlı olarak şerbet gibi içeceklerin yanı sıra reçel, şekerleme veya lokum yenirdi. Türk kahvesi yalnızca kadınlar tarafından şekerli olarak alınırdı. Koku vermek amacıyla kahveye kakule, amber, yasemin, ve karanfil kabuğu gibi maddeler katılırdı. Bu maddeler, fincanın dip kısmına yerleştirilen ve "mahfaza" denen özel gümüş kutuların içine konurdu. Altın, gümüş gibi değerli madenlerden yapılan, sapsız fincanların içine konduğu kaplara ise "zarf" denirdi.


Nasıl pişirilir?
İyi bir sonuç elde etmek için kahvenin kalitesi önemli. Taze ve kuru olmasının yanı sıra kıvamında kavrulmuş olması ve incecik çekilmiş olması gerekiyor. Lezzet için bakır cezvede pişirmek en makbul olanı. Sade kahve için bir fincan soğuk suya bir çay kaşığı kahve, orta şekerli için bir kaşık şeker, şekerli kahve için de iki kaşık şeker konmalı. Eskiler, "mangalda pişen kahvenin tadına doyum olmaz" der.

Kahve falı
Kahve falı için fincan, üstüne tabak kapatıldıktan sonra niyet tutulurak ters çevrilir. Fala bakan kişi kahve telvesinin fincan içinde oluşturduğu şekilleri yorumlar. Kahve fallarında söylenen sözler neredeyse birbirinin aynıdır: deve yüküyle gelen kısmetler, 3 vakte kadar dağılan sıkıntılar, alınacak bir mülkün müjdesi...Fazla ciddiye alınmadığı takdirde eğlenceli ve umut vericidir. Zaten sağduyu da "fala inanma falsız da kalma" sözüyle bu gerçeği dile getirir.

İŞİN SIRRI VAR
Hediye olarak Avustralya'ya hatta Çin'e kadar gönderilen, satın almak için sıra beklenen kahvenin sırrı; kahvenin kabuğundan özenle ve dikkatle ayrılması. Tam kıvamında kavrulması lezzetin bir diğer püf noktası. Bunun için kahvenin içiyle dışının aynı renk olması gerekiyor.
Değirmende öğütülen incecik kahvenin sırrı da Foça'dan getirtilen özel bir taş . Türk kahvesinin yanı sıra özel kavrulmuş koyu kahve de üreten Küçük Avcı, bu kahvenin tiryakiler ve İtalyanlar tarafından çok sevildiğini söylüyor. Alman usulü filtre kahve de burada tamamen doğal yöntemlerle üretiliyor. İşletmeci Osman Avcı, "Kimyasal maddelerle dolu olan ve suda kolayca çözünen hazır kahvelerle kıyaslandığında Türk kahvesi çok daha sağlıklı" diyor.

Cezvesiz pişiriyor!
Vanlı Salih Kartal'ın memleketinde bir kahve üstadından öğrendiği fincan kahvesinin yapımı şöyle:
2 dolu çay kaşığı kahve, fincana konuluyor. Az şekerli için 1 kaşık, çok şekerli için 2 kaşık şeker ilave ediliyor. Çok kısık ateşin üzerine konan fincanın yarısına kadar kaynar su ekleniyor. Fincan ocaktan çekilerek iyice karıştırılıyor. Tekrar ocağa sürülen fincan bu kez tamamen sıcak su ile dolduruluyor. Bu sırada kahve devamlı karıştırılıyor. Kahve köpürdüğünde ateşin altı kapatılıyor. Ancak fincan çok sıcak olduğu için pişme devam ediyor. Fincan kahvesi bu şekilde 1 dakika kadar bekletildikten sonra içime hazır hale geliyor. Kolay soğumayan bu çok lezzetli kahvenin bir başka özelliği kahveyi içip bitirdiğinizde dibinde telvesinin kalmaması.
Dibek kahvesi kullandığını belirten Salih Kartal, pek çok müdavimi olduğunu, hatta müşterileri arasında bu tarifi evinde deneyenler olduğunu söylüyor. Ama bizden söylemesi, siz hiç bu yollara başvurup elinizi yakmayın, güzelim fincanlarınızı kırmayın. Tavsiyemiz Kemeraltı'nda alışveriş sonrası yorgunluk kahvenizi 904 sokak Kemal Peker Çarşısı Kat 1'deki bu şirin çay ocağında için.

Ünlülerin vazgeçilmezi
İzmir'in tarihi semti Kemeraltı'nın en eskisi olan Gönen Dibek Kahvecisi'nin sahibi İlyas Gönen "Kahvemiz çok özeldir. Sayın Valimiz, belediye başkanlarımız hep bizim kahvenin müdavimidir. Ankara ve İstanbul'da düzenli olarak kahve görderdiğimiz dostlarımız var" dedi.
Mekanın müdavimleri ve İlyas beyin dostları arasında ATV'de yayınlanan "Ekmek Teknesi" adlı dizinin Celal'i de yer alıyor. Bu kahvenin özelliğine gelince, Brezilya'dan ithal edilen yüksek kaliteli Rio 3 kahvesi odun ateşinde kavrulduktan sonra dibekte dövülüyor. Kalburla elendikten sonra da satışa hazır hale geliyor. Uzak şehirlerde hatta yurt dışında yaşayan dibek kahvesi meraklıları ise presli ambalajlarla satın aldıkları kahveyi derin dondurucuda uzun süre saklayarak bu keyiften mahrum kalmıyor.

Kaynak:http://ya2004.yeniasir.com.tr/02/23/...s4&bolum=guide
---------------------------------------------------------------

Gönen' in sakızlı kahvesine bayıldıktan(!) sonra Kahvedelisinin yazısını okumak ve ardından Gönen' in iyi kahvenin sırrını söylediği yazı ile tam olmuştur.

Bırakalım kahveyi italyanlar yapsın,
Türk kahvesini de yunanlılar
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-08-2008, 11:54 AM
MasterBarista
 
Mesajlar: n/a
Standart Teşekkürler Ghaldszar....

Öncelikle bu güzel gözlemlerin ve yorumların için teşekkür ederim. Geçen yıl Türkiye'ye gelip, Türkiye'deki kahve endüstrisini "ayaklandırma" girişimimde sadece Espresso bazlı değil, amacım tüm kahve pişirme yöntemlerini ele almak ve "kaliteli kahve tüketimini" geliştirmekti. Buna da çok sayıda kişiden destek ve öneriler gelmişti. Ben geçen yıla kadar sadece Espresso bazlı ve filtre kahve yöntemleri ile aşinaydım, bir de kahve çekirdeğini "nasıl, neden, ne zaman, kime" gibi ilgi alanını sizlerle paylaşmak istedim. Geçen yıl fuarlarda bana çok sıkça sorulan sorular içersinde Türk Kahvesi yöntemleri, çekirdekleri vb ile karşı karşıya kalıyordum. Pişirme yöntemi benim "uzmanlık" alanıma girmiyordu geçen yıl, ancak kullanılacak çekirdekleri biliyordum ve bir kahvenin karakteristik özelliğini de çok iyi bildiğimden, pişirme yönteminin nasıl OLMAMASI gerektiğini de çok iyi biliyordum.

Benim çok karşı olduğum ve ASLA tasvip etmeyeceğim yöntem : Espresso makinesinin buhar çubuğu ile yapılan Türk Kahvesi'dir. Bu forumda eğer biri bu yöntemi övecek olursa da şimdiden söyleyeyim, SİLERİM o yazıyı, çünkü Türk Kahvesi'nin bir özelliği varsa, o da uygulanan pişirme yönteminin EŞSİZ olmasıdır. Bu noktada otomatik veya süper otomatik Türk Kahvesi pişiricilere de karşı "olmadığımı" belirtmem gerekiyor, zira o makinelerin de içini inceledim ve en azından "yöntem" yine elde cezve ile pişirmek ile aynı, sadece otomatikleştirilmiş.

Tat katılarak olan Türk kahve çekirdeklerin de yine "ticari" bir yönünün olduğuna inanıyorum eğer hazır satılıyorsa, düzgün yapılıyorsa belki başarılı olacaklardır. Kavurduktan sonra bir çikolata şurubunu bir "camsil" şişesine doldurup, spreyleyip ardından da öğütüp'de paketleyeceklerse, ne yaptıklarını ve nasıl yapmaları gerektiğini çok iyi araştırmaları gerekiyor. Esanslı kahveler çoğunlukla en ucuz / kalitesiz kahveler ile yapılıyor (ki anlıyorum), zira zaten kahvenin kendine öz kahve tadı kalmıyor içersinde.

Peki nasıl daha iyisi yapılabilir?
Ghaldszar'ın annesinin de dediği gibi belki de esans yerine "gerçek" ürünler, baharatlar, meyveler kullanarak yapılabilir. Kakuleli kahve mi? Gerçek kakule baharatı ekle kahve hazırlarken. Hindistan cevizli kahve mi? Gerçeğini koy hazırlarken.

Café'ler diyecek ki şimdi, bunu hazırlaması çok vakit kaybettirir... evet, kaybettirir, ancak bu da yine Pizza Hut ile kaliteli bir Pizza Ustası'nın yaptığı Pizza'lar arasındaki fark gibi değil mi? Pizza Hut 10 liraya satabiliyor, Pizza Usta'sı 15 liraya satıyor, düzgün biriyse çok daha lezzetli oluyor. 10 kuruş maaliyeti olan bu tür hazır kahvelerin yerine 30 kuruş maaliyeti olan kendi hazırlayacağın kahveyi sun, 1 lira fazla talep et... fiyatını görerek alan bir müşteri fiyatı nedeniyle itiraz edemez, oysa ucuz da olsa "kalitesi kötü" olan bir kahve için müşteri ortalığı ayağa kaldırabilir...

Kahvedelisi'nin yazısına gelirsek;
Kendisinin kimlere öfkelenip de o yazıyı yazdığını çok iyi hatırlıyorum, zira onun da en çok kızdığı konu, Türk Kahvesi'ni bilen bilmeyen bir "norm"a sokmaya çalışmalarıydı, ki içlerinde buhar çubuğu ile ısıtmak idealdir diyenler de vardı

Gazete küpürlerinde yazılanları ben pek dikkate almamaya çalışıyorum, çünkü benim de birçok gazete ve dergi röportajım "çarpıtılarak" yayınlandı, söylenen ve söylenmesi gerekenler değil, karşındaki neyi algılamak istiyorsa onu yazıyor röportajı yapan kişiler... Benim çikolata fuarı düzenleyeceğim bile yazılmıştı bir keresinde, Nestle'den biri beni aramıştı bu nedenle biz de katılabilir miyiz diye...

Saygılarımla,

MB
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-08-2008, 12:48 PM
Ghaldszar Ghaldszar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Aşığı
 
Üyelik tarihi: 16-04-2008
Nerden: Izmir
Mesajlar: 134
Standart

Ben açıkcası şu anda kakao çekirdeği bulamıyacağım için sakızı elimdeki deneme kahvelerin arasına dandik ucuz bir değirmen ile çekip karıştırarak yapmayı denesem acaba iyi bir sonuç elde edebilir miyim diye de düşünüyorum.
Bilmiyorum belki de denerim.

Kahvedelisi' nin yazısı ile röportajdaki bir cümle çok ama çok ilginç geldi bana
Biraz da o yüzden yapıştırdım buraya. Yoksa genelde röportajlar sallamadır ama bu bölümler değil bence.

Kahvedelisi demiş ki;
Now in Turkiye we are drinking genuine GARBAGE from Brasil (Rio Minas Grade 4 to be more precise).

İlyas Gönen demiş ki;
Kahvemiz çok özeldir
Bu kahvenin özelliğine gelince, Brezilya'dan ithal edilen yüksek kaliteli Rio 3 kahvesi odun ateşinde kavrulduktan sonra dibekte dövülüyor.



Kahvdelisi yanılmış
Rio Minas 4 değil daha kaliteliymiş Minas 3' müş.
Çok özel(!)
:P

Konu Ghaldszar tarafından (18-08-2008 Saat 12:51 PM ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18-08-2008, 02:26 PM
MasterBarista
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Ghaldszar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İlyas Gönen demiş ki;
Kahvemiz çok özeldir
Bu kahvenin özelliğine gelince, Brezilya'dan ithal edilen yüksek kaliteli Rio 3 kahvesi odun ateşinde kavrulduktan sonra dibekte dövülüyor.

Burada o Rio 3'de olan rakkamın açıkçası "grade" olacağına ihtimal vermek istememiştim, belki kendilerinde o 3 rakkamının bölgesel bir manası vardır diye de yazmamıştım son yazımda.

Ancak Türk Gıda Kodeksine göre, Türkiye'ye giriş yapan kahvelerin en fazla %5 oranında defolu olmasına izin var. Bu da Grade 2 sınır demektir. Grade 2,5 diye bir kavram olsaydı, o bile yasak olacaktı

Ben Yemen'in Grade 1'ini ülkemize sokarken zorluk çıktı, doğada yetişen çekirdekler olduğu için, Yemen'iler biraz defolu görünebiliyor. Ancak Brezilya'larda Grade 1 çekirdekler pırıl pırıl olur, Grade 2'ler içersinde de ancak iyicene ararsan bulursun defoluları. Grade 3 hele hele Grade 4'ler çok bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Demek burada araştırılması gereken, gümrükler ve tarım il müdürlükleri.....

Olacak bu da zamanla... inanıyorum ki çok yakında Grade 2'den daha kötü bir çekirdek sokulamayacak.... olması lazım.. inanmak istiyorum buna
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21-08-2008, 09:27 AM
Ghaldszar Ghaldszar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Aşığı
 
Üyelik tarihi: 16-04-2008
Nerden: Izmir
Mesajlar: 134
Standart

Gümrükler Türkyede çok güzel çalışır. Eğer çalışma sistemlerini bilmezsen sıfır hatalı çekirdek sokman bile imkansızdır, eğer sistemi biliyorsan grade 12 bile sokarsın.
Tamamen imza masraflarını(!) karşılaman gerek. Bu imza masrafları o kadar net rakamlardır ki 7 YTL' lik bir iş yaptırdığında 10 TYL verirsen 3 YTL. geriye bile veriyorlar. Bir tek makbuz kesemiyorlar ki yakında sanırım onu da yapacaklar vergiden düşebilicez.
Kimi suçlamak gerek bilmiyorum. Bunu en tepeden en aşağıya herkes biliyor ama kimse bir şey yapmıyor.
Türkiye de ticaretin cilvesi mi demeliyiz buna bilmiyorum bilemiyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 21-08-2008, 11:23 AM
MasterBarista
 
Mesajlar: n/a
Standart Az önce gelen mail

Az önce tarafıma gönderilen mail :


* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Tum Grup uyelerine merhaba herkese bol kazanclar dilerim...

Evlerinde yada iş yerlerinde kahve makinesi kullanan herkesi dünyanin en iyi ithal kahvesini icmek iicin web sitemize davet ediyorum... www.xxxxxxxxxx.com.tr web sitemizde goreceginiz urunlerin turkiye genelinde temsilcisiyiz..
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Şirketin "pod" kahveler sattığını (önceden kavrulmuş ve önceden öğütülmüş) vs gibi konulara artık takılmıyorum bile, dünyanın en iyisi olma yolunda da başarılar diliyorum kendisine

Ancak gözüme takılan bir husus : "dünyanın en iyi "İTHAL" kahvesi" demesine bir diyeceğim var. Bizlerin Anamur'da veya Finike'de yetişen kahve çekirdeklerini kullandığımızı mı sanıyorlar acaba? Hepimiz "ithal" kahve satmıyor muyuz?

Neyse.... bu da günün neşesi olarak burada kalsın
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 19-09-2008, 10:58 AM
almir asiye almir asiye isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Sever
 
Üyelik tarihi: 19-09-2008
Mesajlar: 9
Standart

Sayın Ghaldszar ben izmirli olarak kahvenizi yanlış yerde içmişsiniz derim.Hisar camisinin arka sokağındaki Ömer usta nın kahve evi diye biryer var kahveleri fincanda pişiriyorlar tek kelimeyle harika.Küçük sedirlere oturuyorsunuz tabiki boş yer bulursanız bulamassanız birileri kalksında ben oturayım diye gözlerinin içine bakar durursunuz.Sedirlere şöyle bir kurulduktan sonra kahvenizi nasıl alırsınız diye sorarlar siz tercihinizi söyledikten sonra o nefis kokulu kahve ve suyunuz gelir küçük masanıza ilk yudumdaki hazzı hiç bir yerde bulamayacağınızdan eminim.Daha sonra sedire daha bir yerleşerek oturur kahvenin ve okeyfin verdiği hazzı içinize sindirmeğe çalışırsınız.Oradan ayrılırkende her fırsatta buraya gelip bu hazzı yaşayacağım diye kendine söz vererek oradan mutlu ve keyifli olarak ayrılırsın.Bende türk kahvesine çeşitlilik getirilmesinden yana değilim adı üzerinde Türk kahvesi sade olandır.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 19-09-2008, 12:52 PM
Ghaldszar Ghaldszar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Aşığı
 
Üyelik tarihi: 16-04-2008
Nerden: Izmir
Mesajlar: 134
Standart

Orayı bilmiyordum hemen gidip tadıcam.
Ama açıkcası çok ümitli değilim sonuçta izmirdeki kahve çekirdeklerinin durumu kalitesi kavrulma çelkilme ve öğütülme şartları da belli olduğundan sadece pişirme ile bir mucize de beklemiyorum açıkcası ama arada mucizeler de oluyor tabii.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 15-10-2008, 01:39 AM
cakmabarista:) cakmabarista:) isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kahve Aşığı
 
Üyelik tarihi: 16-02-2008
Nerden: istanbul&akçay
Mesajlar: 249
Standart Ghaldszar

bir gün bizim cafemize geldiğinde sakızlı denemeni isterim acıkcası su anda bulundugum bolgede ve cevre beldelerden ilçelerden sakızlı Türk kahvemizi içmeye
gelenler var.

Ama sen begenırmısın onu beraber gorcezAcıkcası bırazda aroma katılmıs bır kahveden ne bekledıgın önemli
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 08:20 PM


vBTurkiye.Org vBulletin ® Version 3.6.7
Copyright ©2006 - 2014
Turkce Ceviri Volkan

BP-Brown Style by Bluepearl Design - Ver2.1